Assain's Creed ve İngilizce(2)

Yine bir gün şehrin sokaklarında avare avare geziyorum.. TAbi gözler fıldır fıldır, hele birisi ters bi hareket yapsındirek alıcam façasını aşağı.. Derken artık iyice klasikleşen Tarzan ruhuyla tırmanmaya başlıyorum bi binaya,1-2 metre tırmanıyorum, aşşağıdan birisi konuşmaya başlıyor.. Büyük ihtimalle yaşlı bir adam yaşınadan başından utanmdan laf atıyor:


"Stop Acting like a child".. (Çocuk gibi davranmayı bırak) diyor..

 Eeee Altair olarak bu lafın altında kalamayız tabiki,direk aşağı zıplıyorum.. Tabi laf atan adam hiç belli etmiyo.. Kasları görünce pıstı.. tabi etrafta fazla yaşlı adam olmadığından önüme gelen ilkine tekme tokat dalıyorum... Etrafta asker varmış yokmuş kimin umrunda.. Zaten olsa da anca kılıcıma feda oluyorlar birer birer.. 3-4 yumruk sonrası adam pert.. Etrafta asker falan yok, devam ediyorum önde bi giriş gibi bişe var 2 asker sözde orayı koruyolar..

Yanlarına yaklaşıyorum birisi:

"Hey you look familiar" diyor.. Sen tanıdık geliyosun..
 Al başka bi kaşınan adam daha, şimdi gel de bu artiste hesap sorma.. Mertlik bizde kalsın deyip "Hidden Blade"(gizli bıçak)'i kullanmayıp direk hançeri alıyoruz, kılıç bunlar için fazla gelir.. Tabi ben hançeri elime alınca  bunlarda üzerime yürüyorlar haliyle biri kılıcıyla hamle yapıyor ama 2 yerinden hançeri yiyip yere yuvarlanıyor..  Kolay mı Altair'le baş etmek.. Diğeri yüzünü falan örtüyo ama o da saldırıyo.. Sonuç malum.. Sonuncuyu yere yıkarken arkdan bi devriye grubu gelmiş haberim bile yok.... Adamlar 7-8 kişi varlar, etraftan gürültüye, bağırtıya gelenlerle 12-13 kişi var karşımda.. Aralarına girsem yüzde 80 ben alırım ama biraz aksiyon olsun diye direk kaçmaya başlıyorum..

Malum erkekliğin 10'da dokuzu.. Tırmanıyorum bi çatıya.. Şansa bak! Çatıda özel bi yer heralde asker dolu.. Her kafadan bir ses çıkıyor..:
"Leave peasent or I will make you.."--Git buradan köylü, yoksa seni buna mecbur ederim..
"You're not supposed to be here..."--Burda olmaman gerekiyor
You have no reason to be here.."--Burada olmak için hiç bir sebebin yok
"This place is be restructive, be gone"--Bu bölge koruma altında, git buradan
You have no business here"....--Burada işin yok.

Artık mertlik sınırları iyice kaybolmaya başladığı için direk birisini gizli bıçakla safdışı ediyorum ama arkadan gelen hayli bir adam var .. Bi de bu admalar baya boşboğaz.. Habire konuşuyorlar:

"Who did this"--Ölüyü görenler bunu kim yaptı diye bağırıp duruyolar...
"You can't run forever"--Sonsuza dek kaçamazsın...
"Come back here"--Gel buraya
Stop him"--Durdurun..
Don't let him get away"--Kaçmasına izin vermeyin
You won't get away--Kaçamayacaksın

Tepeden okçular hiç boş durur mu onlarda laf ediyo tabi:
Take him down--İndirin şunu..
You will die here--Burada öleceksin
You are a dead man--Sen ölü bir adamsın

Tabi çevik hareketler, keskin manevralar atlamalar zıplamalar adamlar toza dumana boğuluyo.. Her neyse bi evin çatısında adamlar artık peşimi bırakmış bir halde bekliyorum.. Aşağı doğru yanlış bir hareket o da ne yere feci bir düşüş...


Tabi etraftan hemen yorumlar geliyor...
Why he is doing that...Bunu niye yapıyor
God save him,He is go mad..--Tanrı onu kurtarsın, o delirmiş

Pek tınmıyrum bunları ve koşarak yoluma devam ederken admlar yine başlıyolar yoruma

He is going to hurt himself--Kendini yaralayacak(incitecek)
What is that fool doing--Ne yapıyor bu ahmak

Ya sabır çekip yola devam ediyorum... Köşeyi döner dönmez bi kadın geliyo yanıma:
Please money sir...--Lütfen para efendim
I am sicken dying...--Hastalıktan ölüyorum
No you don't understand I have nothing..--Anlamıyorsun benim hiç bir şeyim yok

Meğer dilenciymiş... Baya yapışkan çıktı, bırakmıyo da peşimi.. Yeter deyip bi tane patlatınca bastı gitti hemen...

İleriden bağırışlar falan geliyo:

Please someone do something...--Lütfen birisi bi şey yapsın..
 
Biraz daha ilerliyorum.. 4-5 asker bir kadını taciz ediyolar... Kan beynime sıçrıyor.. Yanlarına yaklaşırken.. Önde komutan gibi duran bi adam:
Go away peasant....--Git buradan köylü..
Hey! Move...--Hey! Hareket et..
What the hell you want..--Ne istiyorsun.. (Aslında anlamı birz küfür içerikli)

Yeter be deyip dalıyorum aralarına.. Adamlar kendilerine çok güveniyolar:

He thinks he can beat us..--Bizi yenebileceğini sanıyor...
You have already lost....--Çoktan kaybetti..

3.,4. yerde.. son kalan topuk tabi:
Please don't kill me....--Lütfen beni öldürme diyor...
O kadar kolay değil işte..
Başta artislik yapıyodun.. Ne oldu şimdi.. Baktı pabuç pahalı.. Vınnnnn... Hemen hidden blade tuşuna gidiyor elim... Koşturmaca başlıyor..
Tabi bu bacaklar alışkın bu kovalamalara 2,3 sn sonra adam yerde.. Etrafta millet kaçışıyor..:
He has just killed someone..--Birisini öldürdü...
He is a murderer...--O bir katil

Aklıma hemen Seinfeld'deki bi sahne geliyor...
--Hey Kramer.. Have you ever killed a man..(bi eroinman diyo bunu)
--What do you think junior?.. Do youı think these hands have been soaking in Ivory Liquid, huh?Ne düşünüyoresun evlat?Sence bu eller cif ile mi yıkandı..

Tabi bu arada bi kadını kurtarmıştık.. Asilane bi tavırla onun yanına dönüyorum... Kadın başlıyor teşekkürlere...Tabi önce Allah'a şükrediyo..... Sonra sıra bana geliyo, omuzlerı falan kalkıyo, geriliyo falan Altair..(böyle olması normaldir ama çok alçakgönüllü)
Adam sövüyo bu yine yere bakıyo o derece yani...

Please God.. you saved me.. All the city will know of your sacrifice...--Teşekkürler tanrım.. (Sonra bize) beni kurtardın bütün şehir bu fedakarlığını bilecek..
Is that was the last of them.. I hope so... You do a great kindness young man.. I will never forget it...--Bu onların sonuncusu muydu? Öyle umarım.. Bana büyük bir iyilik yaptın genç adam.. Bunu hiç bir zaman unutmayacağım..

Şimdi sizce bunları niye yazdım? Biliyorum biraz fantastik oldu ama amacım bir şeyi ortaya koymaktı.. Bazı kimselere oyunlardan İngilizce öğrendiğpimi söylerim, alaya alırlar.. Ama görebileceğiniz gibi ne kadar çok cümle var... Bunlar sadece aklıma gelenler... 

 

Yorum Yaz